Bir Duruşun Manifestosu & Hikâyesi
Acanthus'un Anlamı
Acanthus, antik çağlardan beri sanatın ve mimarinin simgesi olan bir bitkidir.
Dayanıklılığıyla bilinir.
Kök saldığı yerde kalıcıdır.
Zamanın aşındırmasına karşı formunu korur.
Bizim için Acanthus, yalnızca bir isim değildir.
Sanatta niyetin,
malzemede dürüstlüğün
ve süreçte sorumluluğun simgesidir.
Geçici olanın değil,
arkasında durulabilenin adıdır.
Yani hikâyemizin.
Bir Eksikten Doğan Hikâye
Ve bu hikâye,
bir gün durup
“Bir şey eksik…”
diye hissedenlerle başladı.
Eksik olan, yalnızca bir boya ya da bir fırça değildi.
Eksik olan, anlaşıldığını hissetmekti.
Soruların vardı.
Kararlarının arkasında durmak istiyordun.
Yaptığın işin, yıllar sonra bile
arkasında durabilmeyi önemsiyordun.
Ve yine de devam ettin.
Çünkü içindeki şey,
vazgeçmene izin vermedi.
Acanthus, işte tam bu ihtiyaçtan doğdu.
Sessizce.
Gösterişsizce.
Kimseye yukarıdan bakmadan.
Sana bakarak değil.
Seninle birlikte.
Duruşumuz ve Bugün Acanthus
Biz, malzemeye hiçbir zaman yalnızca bir araç olarak bakmadık.
Çünkü biliyorduk ki sanatçı için de öyle değildir.
Malzeme bazen bir hafızadır.
Bazen saatlerce verilen emeğin sessiz tanığıdır.
Bazen zamana bırakılan bir izdir.
Ve her zaman, bir sorumluluktur.
Bir fırça yalnızca boya sürmez.
Bir pigment yalnızca renk vermez.
Bir yüzey yalnızca zemin değildir.
Her biri, sanatçının ilhamına eşlik eder.
Her biri, niyet taşır.
Bu yüzden biz “Doğru Malzeme – Doğru Sonuç” derken,
yalnızca teknik bir doğruluktan söz etmeyiz.
Biz bir duruştan söz ederiz.
Bizim için doğru malzeme,
sanatçının niyetini bozmadan taşıyandır.
Zamanın etkisiyle sınandığında bile tutarlılığını koruyandır.
Yıllar sonra bile eserin arkasında durabilmeni sağlayandır.
Ve doğru sonuç,
yalnızca görünen değil,
yıllar sonra da sahip çıkılabilendir.
Bu Hikâye Burada Bitmez
Bu yüzden biz,
fiyattan önce güveni konuşuruz.
Gürültüden önce sessizliği.
Gösterişten önce duruşu.
Çünkü gerçek kalite bağırmaz.
Kendini hissettirir.
Acanthus, sanatçının kapısını çaldığı bir yer değildir.
Burası, içeri girip nefes alabildiğin bir alandır.
Bazen bir ev gibi.
Bazen bir atölye gibi.
Bazen kimseye bir şey anlatmadan,
sessizce “devam et” diyen bir dost gibi.
Bu hikâye tamamlanmış değil.
Bugünle sınırlı değil.
Yarınla da bitmiyor.
Asıl devamını yazacak olan sensin.
Attığın her fırça darbesinde,
verdiğin her kararda,
arkasında durduğun her işte…
Biz, ilhamına
doğru malzemelerle
eşlik ediyor olacağız.